17 Nisan 2021 Cumartesi

Haller, Yollar ve Ben

Kişi hallerini illa ki paylaşmak istiyor. Lakin daha kendi içinde kelimeye gelememiş olanı dışarıya nasıl diyecek ki?

Korkuyorum hala veya hadi çekiniyorum diyelim. Aklımın, gönlümün korunaklı, bilindik sınırlarını arşınlıyorum sürekli. Az biraz sınırın dışına çıkacak olsam, içimde bir yanmadır başlıyor. İşte o zamanda ne yapacağımı gerçekten bilemiyorum ve genelde bir adım geriye atıp biraz daha güvenli bir tepeden bakmak istiyorum duruma ama bu sefer de kaçırmış oluyorum belki de beni alıp götürecek dalgayı.

Yine de şu son dönemde hakkımı yemiyim, çok daha dürüstçe yaklaşıyorum kendime. Zamanında daha gözü açık, daha tutkulu olabilecekken olmamışım mesela. Hayatı bilmezken, öğrenmeye de çabalamamışım. Boş geçirmişim en kanı deli zamanlarımı. Tutulmuşum başkalarının sesine ve birazcık dahi kulak vermemişim aslında içimin ne dediğine. Varsa yoksa dostlar, aile ve süregiden içinde ayakta kalma çabası. Olmamış tabi haliyle. En ufak bir meltemden darmaduman olmam bundanmış. Suçu da ona buna, duruma, hale atmaktan geri kalmamışım. Şimdi dank ediyor. Yaş erdi kırka.. şimdi dank ediyor. 

Sakın bana "demek böyle olması gerekiyormuş." demeyin, çünkü böyle olması gerekmiyordu. Ben öyle olduğum için böyle oldu. Kabul, geçmiş geçmiştir. Zaten benim de buna bir şey dediğim yok. Böyle oldu ama sonunda neyse ki ben bana geri döndü. Yapmadıklarımla yaşadığımı düşünürken bile canım sevdiğim, var ediyormuşum bu anlarımı. Geçmişim için özür diliyorum tüm benlerden. Daha güzelini yapabilirdim.  Bugünün benini daha bir rahat ettirebilirdim. Yapmadım. Özür dilerim. Ama hatamı telafi etmeye niyet ettim. Bugünden sonrası daha biz dolu geçecek. 

Halen bazı bazı eski yapmama halim nükseder gibi oluyor. Öyle anlarımı fark ettiğimde gülümsüyorum artık. Sevgiyle selamlıyoruz birbirimizi eski bir dostu selamlar gibi. Bazen bir kadeh tokuşturup laflıyoruz ayaküstü. İlla oradan da alacağım bir tavsiye, bir ilham oluyor. Heybeme atıp yoluma devam ediyorum artık. Takılıp kalmıyorum labirentlerde.   

Gide gide ne kadar yol kat ettin derseniz, size gösterebileceğim pek bir şey yok hali hazırda ama içerisi deniz derya.. çöllerimin kumlarında derin denizlerimin kocaman yaratıları yüzüyor. Durum böyleyken de dile gelmek uzun sürüyor dostlar! Yapmak istediğim, kendime eklemek istediğim çok şey var. Nasıl yapacağım derken yolumu şaşırıp çıkmaz sokaklara daldığım da çok oluyor. Ama böyle durumlarda zamanı ve odağımı kaybetmiyorum. Hemen kaybolduğum yere geri dönüp başka bir yönden devam ediyorum yola. Harekette olmak güzel. Keşke daha hızlı olabilseydi ama bugünün ritmi hızlı değil maalesef. Daha yavaş, daha sindire sindire gitmemi istiyor gibi. Benimse koşasım var. Fakat eski hataları yinelemenin bir anlamı yok. Yolun getirdiklerini kabul edip onlarla ve onlara göre hareket etmek lazım geliyor. Tam da burada devreye sabır giriyor. 

Sabır senesi geçen sene sanıyordum, meğersem bu seneymiş asıl. Geçen seneye kadar kendime dahil ettiklerim, kendimden feda ettiklerim bir bir karşıma geçip oturuyorlar. Gözlerini dikip gözlerime, nasıl tepki vereceğim diye bekliyorlar. Bir sakinlik çöküyor üzerime onların gözlerine geri bakarken ve içimden diyorum ki; Pişştt! Azı çoğu bırak! Olduğun kadarsın ve bu halinle de çok güzelsin. Niyetlerinden cayma, yolu unutma, her daim kendini hatırla ve sev! Hem de çok sev! Sen sev ki, Dünya da sevsin. Sen ol ki, Dünya da olsun. Hem sen ol, hem bir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder