15 Ağustos 2024 Perşembe

Kendi Döngünü Bilinçli Olarak Kır !

 "Kendini yalnız hissetme döngüsünü bilinçli olarak kır. Bu hal senin daha önce de birçok defa yaşadığın, içinde kaldığın ve nasıl olsa geçeceğini bildiğin bir hal. Yani bir şekilde senin güvenli alanın. Bu his geldiğinde dönüp bu hisse bak ve neden orda olduğunu gör. Bunu yaptığında, bilinçli olarak oraya baktığında, gördüğünde dönüşümü kendiliğinden başlatmış oluyorsun aslında." 

Sanki eve sadece bana bunları söylemek için gelmiş, hazırlanmış ve arz etmiş gibi, balkona çıkıp oturur oturmaz döküldü kelimeler ağzından. Ne kutlu bir andı. O bana bunları söylerken aklıma gelen, "neden o anlarda yalnız hissediyorum gerçekten?" sorusunun cevabı da yine aynı sohbetin ilerleyen dakikalarında düştü zihnime. Korku çökünce gönlüme daha kırılgan, duygusal ve desteksiz hissediyordum. Bu korku ise daha önceden de tanıdığım bir korkuydu. Şey... Aslında iki korkunun birleşimiydi demek daha doğru olacak sanırım; başarısız olma korkusu ve geçim kaygısı. Oysa adımı attıktan sonra korkuyu kendine musallat edip kendini ilerleyemez hale getirmek ne kadar da saçma geliyordu kulağa. "Sen oraya git, oraya var, sonra dön insanlara kucak aç, sana gelsinler" dediğinde aslında çizdiği yol haritasını da tamamlamış oldu sözleriyle. Kulaklarımdan kalbime, ordan zihnime şarıl şarıl akan ferahlatıcı bir nehir gibi geldi söyledikleri. Hepsini bir etti ve görünmeyeni görünür kıldı adeta. Kim demiş yalnızsın diye? Ya da daha önce olduğundan daha yalnızsın diye? Her zaman ne kadar yalnızsan veya değilsen, şimdi de o kadar yalnızsın veya değilsin. Sen dön de asıl konuya bak. Yalnızlığı ortaya atıp gündemi değiştirmeye çalışan ne? Kim?

 Kendi kendime yarattığım başarısız olma korkusu ilerlemek için adım atmamı engelliyor, sonra da beni geçim kaygısı ile iyice kıskaca alıyordu. Şu faninin kendine ettiklerini görüyor musunuz dostlar? İnanıyorum, güveniyorum, teslim oluyorum diyerek çıktığı yolda hemen de ne çabuk bağlantısını, inancını yitiriyor, "ya yapamazsa" diye korkulara gark oluyor. 

Hadsizliğimi fark ettiğimde "Allahım beni bağışla" diye bir yakarış yükseldi dudaklarımdan. Plan basitti. Ben elimdeki kaynaklarla, ayağımı yorganıma göre uzatarak ama hakkını da vererek devam edecektim, yol da kaynaklar da zamana ve ihtiyaca göre kendiliğinden şekillenecekti. Teslim olduğum ve iradesine güvendiğim yüce kudret var iken korkulara düşmek ne büyük edepsizlikti. Allahım sen beni bağışla !!

Balkona oturur oturmaz yaptığı girizgahta bir şey daha söyledi. Kendimi yalnız hissetmem belki de benim değişen frekansımla alakalıydı. Benim frekansım yukarı veya aşağı doğru değiştiğinde, otomatik olarak ilk baştaki frekans bağlantılarım kopacak veya bana daha uzak olacaklardı. Yeni bir iş kurarak benim kendi frekansımı değiştirdiğimi, ona göre yükseltmişim, şimdi bu frekans dalgası boyunda yeni frekansları kendime çekmeye başlayacağımı söylediğinde "dede" ünvanını nerden aldığını bana bir kez daha hatırlatmış oldu.

Teşekkürler Dede !!

1 Nisan 2024 Pazartesi

Şol Deme Talip Olan...

Şol Deme talip isen, görmeyi kabul ile başlarsın yolculuğuna. Görmeyi kabul edesin ki göresin, şahitlik edesin. Sonra gördüğünü kabul ile devam edersin yola. Gördüğünü kabul edesin ki, yargısız olabilesin. Ancak bu safhalardan geçtikten sonra evini açabilir, misafirlerini içeri davet edebilirsin. Onlarla birlikte oturup cem edebilir, Cemden Deme varabilirsin.

Bu yol çetin ve ızdıraplı, neşeli ve heyecanlı , ağlamalı gülmeli bir bahçenin içinden geçer. Hikaye de ordan biter. Sen bu bahçeden geçerken Dem olarak kalmalı, aşk içinde yanmalısın. Gönlünde hizmet aşkını her daim canlı tutmalısın. Buradan sevgiyi doğurmalısın. Sevginle hem hizmetini hem kendini sarmalamalısın. Kul hakkını gözetmeli, sana geleni de kabul edebilmelisin. 

Yola girdiğini, Şol Demde olduğunu, işte o aşk ve sevgiyi düşünmeden üretebildiğinde,  verebildiğinde ve dahi alabildiğinde anlarsın. Huzurda olduğunu bilirsin. Senden önce dökülür dilinden şükürler, hamdlar. Daha Dem nasıl olurum diye çabalar durursun.

Sana gelen herzaman güzel, herzaman dışardan gelmez. Bazen içerden, en derinden, en beklemediğin yerden hiç beklemediğin bir anda hem de bir yılan gibi tıslayarak konuşabilir seninle. Sesini duyabilmek, görüp şahit olabilmek için her daim ayalarını açık tut. Zikirde ol. Namazda dur. Oruçta şifayı bul. Böylelikle nefsini dinginleştirir, algını açarsın. Algın açık, nefsin dingin, gönlün hevesli bakabilirsin böylelikle sesden tarafa. 

Dışardan geleni de içerden bilmeli, ayna vazifesinde olduğunu hatırlamalısın. Ama aynaya her daim bakmanın nefsini uyandırabileceğini de aklında tutmalısın. Gördüğünü kabul ettikten sonra içeri davet etmeyi adet haline getirmelisin. Misafirin gelip Demin karşısına çıkmasına ve sonrasında olacaklara izin vermeli, şahitlik makamında kalmalısın.

Bu yol döngünün yoludur. Kendi ekseninde dönenin yoludur. Demde kalabilenin yoludur. Varlığını olana armağan edenlerin yoludur. Bu yol, yoldan bir okuldur. Sınıfları çok, sınavları zordur. Kalanı geçeninden çoktur. Sen talipte durduğun sürece hayat boyu devam eder. Mezuniyeti Vuslattır.