Sanki eve sadece bana bunları söylemek için gelmiş, hazırlanmış ve arz etmiş gibi, balkona çıkıp oturur oturmaz döküldü kelimeler ağzından. Ne kutlu bir andı. O bana bunları söylerken aklıma gelen, "neden o anlarda yalnız hissediyorum gerçekten?" sorusunun cevabı da yine aynı sohbetin ilerleyen dakikalarında düştü zihnime. Korku çökünce gönlüme daha kırılgan, duygusal ve desteksiz hissediyordum. Bu korku ise daha önceden de tanıdığım bir korkuydu. Şey... Aslında iki korkunun birleşimiydi demek daha doğru olacak sanırım; başarısız olma korkusu ve geçim kaygısı. Oysa adımı attıktan sonra korkuyu kendine musallat edip kendini ilerleyemez hale getirmek ne kadar da saçma geliyordu kulağa. "Sen oraya git, oraya var, sonra dön insanlara kucak aç, sana gelsinler" dediğinde aslında çizdiği yol haritasını da tamamlamış oldu sözleriyle. Kulaklarımdan kalbime, ordan zihnime şarıl şarıl akan ferahlatıcı bir nehir gibi geldi söyledikleri. Hepsini bir etti ve görünmeyeni görünür kıldı adeta. Kim demiş yalnızsın diye? Ya da daha önce olduğundan daha yalnızsın diye? Her zaman ne kadar yalnızsan veya değilsen, şimdi de o kadar yalnızsın veya değilsin. Sen dön de asıl konuya bak. Yalnızlığı ortaya atıp gündemi değiştirmeye çalışan ne? Kim?
Kendi kendime yarattığım başarısız olma korkusu ilerlemek için adım atmamı engelliyor, sonra da beni geçim kaygısı ile iyice kıskaca alıyordu. Şu faninin kendine ettiklerini görüyor musunuz dostlar? İnanıyorum, güveniyorum, teslim oluyorum diyerek çıktığı yolda hemen de ne çabuk bağlantısını, inancını yitiriyor, "ya yapamazsa" diye korkulara gark oluyor.
Hadsizliğimi fark ettiğimde "Allahım beni bağışla" diye bir yakarış yükseldi dudaklarımdan. Plan basitti. Ben elimdeki kaynaklarla, ayağımı yorganıma göre uzatarak ama hakkını da vererek devam edecektim, yol da kaynaklar da zamana ve ihtiyaca göre kendiliğinden şekillenecekti. Teslim olduğum ve iradesine güvendiğim yüce kudret var iken korkulara düşmek ne büyük edepsizlikti. Allahım sen beni bağışla !!
Balkona oturur oturmaz yaptığı girizgahta bir şey daha söyledi. Kendimi yalnız hissetmem belki de benim değişen frekansımla alakalıydı. Benim frekansım yukarı veya aşağı doğru değiştiğinde, otomatik olarak ilk baştaki frekans bağlantılarım kopacak veya bana daha uzak olacaklardı. Yeni bir iş kurarak benim kendi frekansımı değiştirdiğimi, ona göre yükseltmişim, şimdi bu frekans dalgası boyunda yeni frekansları kendime çekmeye başlayacağımı söylediğinde "dede" ünvanını nerden aldığını bana bir kez daha hatırlatmış oldu.
Teşekkürler Dede !!

