Hayatı boyunca kafası karışık bir çekirge oldum ben..Yapmak isteyip de yapamayan, sonra kendine çıkışan, başka suçlu arayan.. ama bulamayan.
Kafamın içindeki sahnede gediğine oturttuğum laflarla kazandığım kavgalar, herkesin takdir ettiği resitaller, herzaman mutlu sonla biten masallar sahneliyorum. Hiçbiri gerçekten olmadı. Büyük ihtimalle de olmayacak. Ama ben sahnelemeye devam ediyorum. Benden başka izleyici de yok. Kendim çalıp kendim söylüyorum yani.
Bu arada dışarda mevsimler değişiyor. Farkına bile varmadığım bir sürü insan geçiyor önümden.. Sonra da beni niye kimse sevmiyor diye ağlaşıyorum. Dedim ya.. Kafası karışık bir çekirgeyim ben.
Burada ne yazacağımı, nasıl yazacağımı gerçekten bilmiyorum. Hatta bu aralar hiçbir şey bilmiyorum. Kafamın içinde, bahar temizliği sırasında ayak altından kovulan çocuk gibiyim. Hangi odaya girsem içerdeki her şey hallaç pamuğu... Sen böyle düşündün ama bu yönü de var, en iyisi düşünme sen odası... Aslınla resmin arasındaki dengeyi kurmalısın ama bunu düşünmeden yapabilmelisin odası... Çocukluk ıvır zıvırlarını kaldır odası... Bana dışarı çıkmaktan başka seçenek kalmıyor.
Çocukken sokakta oynamayı çok severdim. Hala da severim dışarda olmayı, yürümeyi koşmayı. Eve her geldiğimde annem banyo yaptırmak zorunda kalırdı. Toz toprak içinde olurdum. El tırnaklarımı hatırlarım hep. Tırnakla etin arası hiç temiz olmazdı. Her ne kadar böyle ağaçlı topraklı, kaçmacalı kovalacamalı oynamayı çok sevsem de, şımşıkıdık kıyafetleriyle duvarın üstünde oturan yaşıtım hemcinslerimin ellerini görünce benimkileri arkama saklardım. Kafa karışıklığı daha o dönemde başlamış.. Madem oynamayı seviyorum, gerisini ne diye düşünüyorum ama bir yandan da diğer kızlar gibi olayım, saçımı eteğimi savurayım istiyorum. O dönemde ne istediğimi bilmiyorum da işte şimdi öyle yorumluyorum. Ama utandığımı hatırlıyorum. Ellerimi utandığım için saklıyordum. Sanırım kafamda onları onaylıyordum. Olması gereken gibi görüyordum sanırım. Ama bu beni durduruyor muydu? Tabii ki de hayır. Bir 80'ler klasiği olan kapı eşiğine yalın ayaklarla tırmanmak olsun, zavallım annemin ve babamın hiç haberleri yokken alet oldukları, kardeşimle uydurduğumuz büyüklerden kaçmaca saklanmacalar olsun, gömme dolap içine girmeler olsun... Annemin bizi büyütürken çok sıkıntı çektiğini söyleyebilirim. Durulmamız liseyi buldu. Bunu niye anlattım emin değilim. Sanırım hala kendime onaylama uydurmaya çalışıyorum. Dışarı çıkmak lazım! -Ben zaten dışarı çıkmayı seviyorum ki onaylaması mesela... E kızım sormazlar mı o zaman içerde ne işin var bunca zaman diye? Sorarlar tabi. Sordular da. Sordum da..
Hayatının genelini yalnız geçirmiş bir çekirgeyim ben. Bazen zorunda kaldım. Bazen kendim seçtim. İnsanların arasında olmayı sevmediğimden değil bazen daha kolay, daha güvenli geldiğinden tercih ettim. İnsan kendisiyle iyi vakit geçirdiğini fark edince, kaçacak bir yere sahip oluyor. Bu iyi mi kötü mü bilmiyorum. Çünkü içinde olduğum ortamda "gerçekten" bulunmamı engelleyebiliyor. Kafamdaki şablonlara uymayan bir durumda hooopppp... Böyle camdan cama muhabbetler başlıyor hemen. Onlar dışarda, ben içerde..
İşte ama olmuyor öylee... Sürekli kendi içinde oturmak tembellik yapıyor. Gözüm yemediği zaman kaçabiliyorum hemen. Adım da atmıyorum. Adım atmayı bile bilmiyorum. Bilmeyince denemiyorum da. Denemeyince de hiç öğrenilmiyor. Hani kendini gözünde büyüttüğün bir kayalıktan aşağı bırakmaya çalışırsın. Bir yanın çoktan gider de ayakların bir türlü gitmez. Gidesim var ama yolumu bulamıyorum. Çok defa sokağa çıkıp hiç durmayacakmış gibi koşmak istiyorum. Kendimi kenarda beklettiğim için ciğerlerimde çığlıklar biriktiriyorum. Sakin olmam lazım. Oda yeni temizlendi.
Diyeceğim o ki, olmak isteyen bir çekirgeyim ben. Bu yüzden düştüm yollara. O yol mu bu yol mu derken bildiğin okyanus geçtim. Vardım latin amerikaya... Burdakiler kıtayı böyle çağırıyor: latinoamerica.
Seyahatimin bu aşamasında şu meyveyi tattım, bu müzeyi gezdim, şurayı gördüm falan diye anlatmaya niyetim yok. Yani burda yok. Başka yerde anlatıyorum. O kadar geziyorum. Anlatacağım elbet.. İnsan gördüklerini göstermek istiyor. Yani ben istiyorum. Ama burda değil. Yine de hallerimi belirlediği ve temizliğe başlamamı sağladığı için seyahatte olduğuma deyinmeden geçemedim.
Devamı gelir elbet.. ama şimdilik bu kadar.
